6/1/2009 · Kategori: FILISTIN

Bi Haber - Gazze

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

6/1/2009 · Kategori: FILISTIN

Israil Durdurulamiyor... Gazze'ye Kara Harekati Basladi...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/5/2008 · Kategori: dinimiz islam

Anne Olarak Kadın'ın Değer ve Mevkii Cenab-ı Hak buyuruyor:

tüm annelerimizin
anneler gününü kutluyorum

www.kadinca.hareketforum.com

 

 

Anne Olarak Kadın'ın Değer ve Mevkii
Cenab-ı Hak buyuruyor:


".... Anaya iyi davranın ......." (Nisa Suresi / 36)

"... Anaya iyilik edin" (Enam Suresi /151)


" Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "of!" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!" diyerek dua et." (Isra Suresi, 23-24)

" Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. Önce bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur...." (Lokman Suresi, 14)


"Biz insana, ana-babasına iyiliketmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer. Nihayet insan, güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki: Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et ..." (Ahkaf Suresi, 15

Bir gün Resulullah'a bir kimse gelir ve sorar:
- Benim kendisine hizmet ve ülfet etmeme, insanlar içinde en layık ve en haklı olan kimdir? Resulullah efendimiz:
- Anandır.
- Sonra kimdir?
- Sonra anandır.
- Sonra kimdir?
- Sonra anandır, buyurdular. O zat gene :
- sonra kimdir, deyince Peygamber Efendimiz buyururlar:
- Sonra babandır.

Bu hadiste, anaya ihsanın üç kere tekrar olunması, ananın evlat üzerinde, babanın üç misli iyilik ve ihsan hakkı oılduğunu ifade eder. Bunlar, hamilelik yorguluğu, doğurma eziyeti ve emzirmeye karşı sayılabilinir.

Anne'ye günah olan bir şeyi emretmedikçe itaat etmek vacipdir. Hatta onun iznini almadan gönüllü olarak cihada katılmak bile caiz değildir. Hatta Resulullah bu durumda olanları geri çevirmiş izin almalarını istemiştir.

Oğul nafile namaz kılarken, annesi kendisine seslense, ona eziyet vermemek için namazı bozması gerekir. Hatta bazı Şafii alimleri, farz olsun nafile olsun mutlaka namazı bozmak gerektiğini genel bir kaide olarak kabul etmişlerdir.

Resulullah efendimiz, Beni İsrail zamanında yaşayan Cüreyc isimli bir rahibin kıssasını anlatarak bu konuda ümmetine ders vermiştir.
Cureyc namazda iken, annesi ona seslenmişti. Cureyc bir müddet namazı bozup, bozmamak hususunda tereddütten sonra namazını kılmaya devam etmişti. Annesi bir kaç kere seslenmesine karşın cevap alamayışından eza duymuş, oğluna beddua etmişti. Daha sonra Cüreyc bu bedduaya aynı aynına uğradı.

Ebu Hureyre'nin annesine bağlılığı ve ondan hiç ayrılmaması sebebi ile, annesi vefat edinceye kadar hac etmediği bir ibret vesikasıdır.

İslam'a göre, ana kafir olsa bile, mümin olan evladının iman ve itikadına ilişmedikçe, ona ihasan ve güzellikle muamele etmesi evladı üzerine vaciptir.
Nitekim, Hz.Ebubekir r.a. kızı Hz.Esma'ya müşrike olan annesi Kuteyle ziyarete gelmişti. Ona ikram edip etmeme husususnda tereddüte düşen Hz.Esma r.a. durumu Resulullah'tan sormuş. O'da "Evet, anana sıla ve iltifat et" diye buyurmuşlardı.
Anne hukukunun yüksekliği hususunda en meşhur hadis-i şerif şudur.
"CENNET ANNELERIN AYAGI ALTINDADIR"
İşte büütn bu ayet ve hadislerden anlaşılacağı üzere, İslamiyet anne olmak haysiyetiyle kadına en büyük, en muhterem bir mevkii vermiştir.



 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (8) Yorum yaz!

23/4/2008 · Kategori: cocuk kosesi

çocuk hakları beyannemesi © UNICEF sizlerinde çocuk bayramınız k

 
 
bu çocuklar
çocuk hakları beyannemesinin hangi hakkından faydalanıyorda bu haldeler
insanlık ayıbı hepimiz sorumluyuz hiç kendimizi kandırmayalım 
ben aşağıdaki maddeleri tek tek okudum tavsiye ederim sizde okuyun hiç bir madde bu çocuklara uymuyor ne yazık ki
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
www.kadinca.hareketforum.com
 

Oyun hakkı, her çocuk için sağlık, beslenme ve eğitim gibi gerekli bir haktır.
 

 © © UNICEF

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilmiştir.

Bu Sözleşmeye Taraf Devletler,

Birleşmiş Milletler Andlaşmasında ilân edilen ilkeler uyarınca insanlık ailesinin tüm üyelerinin, doğuştan varlıklarına özgü bulunan haysiyetle birlikte eşit ve devredilemez haklara sahip olmalarının tanınmasının, dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olduğunu düşünerek,

Birleşmiş Milletler halklarının, insanın temel haklarına ve bireyin, insan olarak taşıdığı haysiyet ve değere olan kesin inançlarını Birleşmiş Milletler Andlaşmasında bir kez daha doğrulamış olduklarını ve daha geniş bir özgürlük ortamında toplumsal ilerleme ve daha iyi bir yaşam düzeyi sağlama yolundaki kararlılıklarını hatırda tutarak,

Birleşmiş Milletlerin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde ve Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmelerinde herkesin, bu metinlerde yeralan hak ve özgürlüklerden ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka görüş, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuştan veya başka durumdan kaynaklanan ayırımlar dahil, hiçbir ayırım gözetilmeksizin yararlanma hakkına sahip olduklarını benimsediklerini ve ilân ettiklerini kabul ederek,

Uluslararası İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde, Birleşmiş Milletlerin, çocukların özel ilgi ve yardıma hakkı olduğunu ilân ettiğini anımsayarak,

Toplumun temel birimi olan ve tüm üyelerinin ve özellikle çocukların gelişmeleri ve esenlikleri için doğal ortamı oluşturan ailenin toplum içinde kendisinden beklenen sorumlulukları tam olarak yerine getirebilmesi için gerekli koruma ve yardımı görmesinin zorunluluğuna inanmış olarak,

Çocuğun kişiliğinin tam ve uyumlu olarak gelişebilmesi için mutluluk, sevgi ve anlayış havasının içindeki bir aile ortamında yetişmesinin gerekliliğini kabul ederek,

Çocuğun toplumda bireysel bir yaşantı sürdürebilmesi için her yönüyle hazırlanmasının ve Birleşmiş Milletler Andlaşmasında ilân edilen ülküler ve özellikle barış, değerbilirlik, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhuyla yetiştirilmesinin gerekliliğini gözönünde bulundurarak,

Çocuğa özel bir ilgi gösterme gerekliliğinin,1924 tarihli, Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi’nde ve 20 Kasım 1959 tarihinde Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Kurulunca kabul edilen Çocuk Hakları Bildirisi’nde belirtildiğini ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nde (özellikle 23 ve 24’üncü maddelerinde) ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’de (özellikle 10’uncu maddesinde) ve çocukların esenliği ile ilgili uzman kuruluşların ve uluslararası örgütlerin kurucu ve ilgili belgelerinde tanındığını hatırda tutarak,

Çocuk Hakları Bildirisi’nde de belirtildiği gibi çocuğun gerek bedensel gerek zihinsel bakımdan tam erginliğe ulaşmamış olması nedeniyle doğum sonrasında olduğu kadar, doğum öncesinde de uygun yasal korumayı da içeren özel güvence ve koruma gereksiniminin bulunduğunu hatırda tutarak,

Ulusal ve uluslararası düzeyde çocukları aile yanına yerleştirme ve evlât edinmeye de özel atıfta bulunan Çocuğun Korunması ve Esenliğine İlişkin Toplumsal ve Hukuksal İlkeler Bildirisi; Çocuk Mahkemelerinin Yönetimi Hakkında Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Pekin Kuralları) ve Acil Durumlarda ve Silâhlı Çatışma Halinde Kadınların ve Çocukların Korunmasına İlişkin Bildirinin hükümlerini anımsayarak,

Dünyadaki ülkelerin tümünde çok güç koşullar altında yaşayan ve bu nedenle özel bir ilgiye gereksinimi olan çocukların bulunduğu bilinci içinde,

Çocuğun korunması ve uyumlu gelişmesi bakımından her halkın kendine özgü geleneklerinin ve kültürel değerlerinin taşıdığı önemi gözönünde tutarak,

Her ülkedeki, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki çocukların yaşama koşullarının iyileştirilmesi için uluslararası işbirliğinin taşıdığı önemin bilincinde olarak,

 kurallar üzerinde anlaşmaya varmışlardır…

Madde 1

Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

 

Madde 2

  1. Taraf Devletler, bu Sözleşme’de yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana–babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.
  2. Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, yasal vasilerinin veya ailesinin öteki üyelerinin durumları, faaliyetleri, açıklanan düşünceleri veya inançları nedeniyle her türlü ayırıma veya cezaya tâbi tutulmasına karşı etkili biçimde korunması için gerekli tüm uygun önlemi alırlar.

 

Madde 3

  1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.
  2. Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.
  3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik,sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.

 

Madde 4

Taraf Devletler, bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar.

 

Madde 5

Taraf Devletler, bu Sözleşme’nin çocuğa tanıdığı haklar doğrultusunda çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi ile uyumlu olarak, çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda ana–babanın, yerel gelenekler öngörüyorsa uzak aile veya topluluk üyelerinin, yasal vasilerinin veya çocuktan hukuken sorumlu öteki kişilerin sorumluluklarına, haklarına ve ödevlerine saygı gösterirler.

 

Madde 6

  1. Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.
  2. Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.

 

Madde 7

  1. Çocuk doğumdan hemen sonra derhal nüfus kütüğüne kaydedilecek ve doğumdan itibaren bir isim hakkına, bir vatandaşlık kazanma hakkına ve mümkün olduğu ölçüde ana–babasını bilme ve onlar tarafından bakılma hakkına sahip olacaktır.
  2. Taraf Devletler, özellikle çocuğun tabiiyetsiz kalması sözkonusu olduğunda kendi ulusal hukuklarına ve ilgili uluslararası belgeler çerçevesinde üstlendikleri yükümlülüklerine uygun olarak bu hakların işlerlik kazanmasını taahhüt ederler.

 

Madde 8

  1. Taraf Devletler, yasanın tanıdığı şekliyle çocuğun kimliğini; tabiiyeti, ismi ve aile bağları dahil, koruma hakkına saygı göstermeyi ve bu konuda yasa dışı müdahalelerde bulunmamayı taahhüt ederler.
  2. Çocuğun kimliğinin unsurlarının bazılarından veya tümünden yasaya aykırı olarak yoksun bırakılması halinde, Taraf Devletler çocuğun kimliğine süratle yeniden kavuşturulması amacıyla gerekli yardım ve korumada bulunurlar.

 

Madde 9

  1. Yetkili makamlar uygulanabilir yasa ve usullere göre ve temyiz yolu açık olarak, ayrılığın çocuğun yüksek yararına olduğu yolunda karar vermedikçe, Taraf Devletler, çocuğun; ana–babasından, onların rızası dışında ayrılmamasını güvence altına alırlar. Ancak, ana–babası tarafından çocuğun kötü muameleye maruz bırakılması ya da ihmâl edilmesi durumlarında ya da ana–babanın birbirinden ayrı yaşaması nedeniyle çocuğun ikametgâhının belirlenmesi amacıyla karara varılması gerektiğinde, bu tür bir ayrılık kararı verilebilir.
  2. Bu maddenin birinci fıkrası uyarınca girişilen her işlemde, ilgili bütün taraflara işleme katılma ve görüşlerini bildirme olanağı tanınır.
  3. Taraf Devletler, ana–babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, anababanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler.
  4. Böyle bir ayrılık, bir Taraf Devlet tarafından girişilen ve çocuğun kendisinin ana veya babasının veya her ikisinin birden tutuklanmasını, hapsini, sürgün, sınırdışı edilmesini veya ölümünü (ki buna devletin gözetimi altında iken nedeni ne olursa olsun meydana gelen ölüm dahildir) tevlit eden herhangi benzer bir işlem sonucu olmuşsa, bu Taraf Devlet, istek üzerine ve çocuğun esenliğine zarar vermemek koşulu ile; ana–babaya, çocuğa veya uygun olursa, ailenin bir başka üyesine, sözkonusu aile bireyinin ya da bireylerinin bulunduğu yer hakkında gereken bilgiyi verecektir. Taraf Devletler, böyle bir istemin başlı başına sunulmasının ilgili kişi veya kişiler bakımından aleyhe hiç bir sonuç yaratmamasını ayrıca taahhüt ederler.

 

Madde 10

  1. 9’uncu Maddenin 1’inci fıkrası uyarınca Taraf Devletlere düşen sorumluluğa uygun olarak, çocuk veya ana–babası tarafından, ailenin birleşmesi amaçlarıyla yapılan bir Taraf Devlet ülkesine girme ya da onu terketme konusundaki her başvuru, Taraf Devletlerce olumlu, insani ve ivedi bir tutumla ele alınacaktır. Taraf Devletler, bu tür bir başvuru yapılmasının başvuru sahipleri veya aile üyeleri aleyhine sonuçlar yaratmamasını taahhüt ederler.
  2. Ana-babası, ayrı devletlerde oturan bir çocuk olağanüstü durumlar hariç, hem ana hem de babası ile düzenli biçimde kişisel ilişkiler kurma ve doğrudan görüşme hakkına sahiptir. Bu nedenle ve 9 uncu maddenin 1 inci fıkrasına göre Taraf Devletlere düşen sorumluluğa uygun olarak, Taraf Devletler çocuğun ve ana–babasının Taraf Devletlerin ülkeleri dahil herhangi bir ülkeyi terketmeye ve kendi ülkelerine dönme hakkına saygı gösterirler. Herhangi bir ülkeyi terketme hakkı, yalnızca yasada öngörüldüğü gibi ve ulusal güvenliği, kamu düzenini, kamu sağlığı ve ahlak veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak amacı ile ve işbu Sözleşme ile tanınan öteki haklarla bağdaştığı ölçüde kısıtlamalara konu olabilir.

 

Madde 11

  1. Taraf Devletler, çocukların yasadışı yollarla ülke dışına çıkarılıp geri döndürülmemesi halleriyle mücadele için önlemler alırlar.
  2. Bu amaçla Taraf Devletler iki ya da çok taraflı anlaşmalar yapılmasını ya da mevcut anlaşmalara katılmayı teşvik ederler.

 

Madde 12

  1. Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar.
  2. Bu amaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adli veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak çocuğa, özellikle sağlanacaktır.

 

Madde 13

  1. Çocuk, düşüncesini özgürce açıklama hakkına sahiptir; bu hak, ülke sınırlarına bağlı olmaksızın; yazılı, sözlü, basılı, sanatsal biçimde veya çocuğun seçeceği başka bir araçla her türlü haber ve düşüncelerin araştırılması, elde edilmesi ve verilmesi özgürlüğünü içerir.
  2. Bu hakkın kullanılması yalnızca:
    1. Başkasının haklarına ve itibarına saygı;
    2. Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu sağlığı ve ahlakın korunması nedenleriyle ve kanun tarafından öngörülmek ve gerekli olmak kaydıyla yapılan sınırlamalara konu olabilir.

 

Madde 14

  1. Taraf Devletler, çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlükleri hakkına saygı gösterirler.
  2. Taraf Devletler, ana–babanın ve gerekiyorsa yasal vasilerin; çocuğun yeteneklerinin gelişmesiyle bağdaşır biçimde haklarının kullanılmasında çocuğa yol gösterme konusundaki hak ve ödevlerine, saygı gösterirler.
  3. Bir kimsenin dinini ve inançlarını açıklama özgürlüğü kanunla öngörülmek ve gerekli olmak kaydıyla yalnızca kamu güvenliği, düzeni, sağlık ya da ahlâki ya da başkalarının temel hakları ve özgürlüklerini korumak gibi amaçlarla sınırlandırılabilir.

 

Madde 15

  1. Taraf Devletler, çocuğun dernek kurma ve barış içinde toplanma özgürlüklerine ilişkin haklarını kabul ederler.
  2. Bu hakların kullanılması, ancak yasayla zorunlu kılınan ve demokratik bir toplumda gerekli olan ulusal güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni yararına olarak ya da kamu sağlığı ve ahlâkın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla yapılan sınırlamalardan başkalarıyla kısıtlandırılamaz.

 

Madde 16

  1. Hiçbir çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamayacağı gibi, onur ve itibarına da haksız olarak saldırılamaz.
  2. Çocuğun bu tür müdahale ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.

 

Madde 17

Taraf Devletler, kitle iletişim araçlarının önemini kabul ederek çocuğun; özellikle toplumsal, ruhsal ve ahlâki esenliği ile bedensel ve zihinsel sağlığını geliştirmeye yönelik çeşitli ulusal ve uluslararası kaynaklardan bilgi ve belge edinmesini sağlarlar. Bu amaçla Taraf Devletler:

  1. Kitle iletişim araçlarını çocuk bakımından toplumsal ve kültürel yararı olan ve 29 uncu maddenin ruhuna uygun bilgi ve belgeyi yaymak için teşvik ederler;
  2. Çeşitli kültürel, ulusal ve uluslararası kaynaklardan gelen bu türde bilgi ve belgelerin üretimi, değişimi ve yayımı amacıyla uluslararası işbirliğini teşvik ederler;
  3. Çocuk kitaplarının üretimini ve yayılmasını teşvik ederler;
  4. Kitle iletişim araçlarını azınlık grubu veya bir yerli ahaliye mensup çocukların dil gereksinimlerine özel önem göstermeleri konusunda teşvik ederler;
  5. 13 ve 18’inci maddelerde yeralan kurallar gözönünde tutularak çocuğun esenliğine zarar verebilecek bilgi ve belgelere karşı korunması için uygun yönlendirici ilkeler geliştirilmesini teşvik ederler.

 

Madde 18

  1. Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana–babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana–babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler herşeyden önce çocuğun yüksek yararını gözönünde tutarak hareket ederler.
  2. Bu Sözleşme’de belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana–baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.
  3. Taraf Devletler, çalışan ana–babanın, çocuk bakım hizmet ve tesislerinden, çocuklarının da bu hizmet ve tesislerden yararlanma hakkını sağlamak için uygun olan her türlü önlemi alırlar.

 

Madde 19

  1. Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.
  2. Bu tür koruyucu önlemler; burada tanımlanmış olan çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başkaca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere, gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir.

 

Madde 20

  1. Geçici ve sürekli olarak aile çevresinden yoksun kalan veya kendi yararına olarak bu ortamda bırakılması kabul edilmeyen her çocuk, Devletten özel koruma ve yardım görme hakkına sahip olacaktır.
  2. Taraf Devletler bu durumdaki bir çocuk için kendi ulusal yasalarına göre, uygun olan bakımı sağlayacaklardır.
  3. Bu tür bakım, başkaca benzerleri yanında. bakıcı aile yanına verme, İslâm Hukukunda kefalet (kafalah), evlât edinme ya da gerekiyorsa çocuk bakımı amacı güden uygun kuruluşlara yerleştirmeyi de içerir. Çözümler düşünülürken, çocuğun yetiştirilmesinde sürekliliğin korunmasına ve çocuğun etnik, dinsel, kültürel ve dil kimliğine gereken saygı gösterilecektir.

Madde 21

Evlât edinme sistemini kabul eden ve/veya buna izin veren Taraf Devletler, çocuğun en yüksek yararlarının temel düşünce olduğunu kabul edecek ve aşağıdaki ilkeleri gerçekleştireceklerdir:

  1. Bir çocuğun evlât edinilmesine ancak yetkili makam karar verir. Bu makam uygulanabilir yasa ve usullere göre ve güvenilir tüm bilgilerin ışığında; çocuğun, ana–babası, yakınları ve yasal vasisine göre durumunu gözönüne alarak ve gereken durumlarda tüm ilgililerle yapılacak görüşme sonucu onların da evlât edinme konusundaki onaylarını alma zorunluluğuna uyarak, kararını verir;
  2. Çocuğun kendi ülkesinde elverişli biçimde bakılması mümkün olmadığı veya evlât edinecek veya yanına yerleştirilecek aile bulunmadığı taktirde, ülkelerarası evlât edinmenin çocuk bakımından uygun bir çözüm olduğunu kabul ederler;
  3. Başka bir ülkede evlât edinilmesi düşünülen çocuğun, kendi ülkesinde mevcut evlât edinme durumuyla eşdeğer olan güvence ve ölçülerden yararlanmasını sağlarlar;
  4. Ülkelerarası evlât edinmede, yerleştirmenin ilgililer bakımından yasadışı para kazanma konusu olmaması için gereken bütün önlemleri alırlar;
  5. Bu maddedeki amaçları, uygun olduğu ölçüde, ikili ya da çok taraflı düzenleme veya anlaşmalarla teşvik ederler ve bu çerçevede, çocuğun başka bir ülkede yerleştirilmesinin yetkili makam veya organlar tarafından yürütülmesini güvenceye almak için çaba gösterirler.

 

Madde 22

  1. Taraf Devletler, ister tek başına olsun isterse ana–babası veya herhangi bir başka kimse ile birlikte bulunsun, mülteci statüsü kazanmaya çalışan ya da uluslararası veya iç hukuk kural ve usulleri uyarınca mülteci sayılan bir çocuğun, bu Sözleşmede ve insan haklarına veya insani konulara ilişkin ve sözkonusu Devletlerin taraf oldukları diğer Uluslararası Sözleşmelerde tanınan ve bu duruma uygulanabilir nitelikte bulunan hakları kullanması amacıyla koruma ve insani yardımdan yararlanması için gerekli bütün önlemleri alırlar.
  2. Bu nedenle, Taraf Devletler, uygun gördükleri ölçüde, Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve onunla işbirliği yapan hükümetlerarası ve hükümetdışı yetkili başka kuruluşlarla bu durumda olan bir çocuğu korumak, ona yardım etmek, herhangi bir mülteci çocuğun ailesi ile yeniden biraraya gelebilmesi için ana–babası veya ailesinin başka üyeleri hakkında bilgi toplamak amacıyla işbirliğinde bulunurlar. Herhangi bir nedenle kendi aile çevresinden sürekli ya da geçici olarak ayrı düşmüş bir çocuğa bu Sözleşmeye göre tanınan koruma, aynı esaslar içinde, ana–babası ya da ailesinin başkaca üyelerinden hiçbirisi bulunmayan çocuğa da tanınacaktır.

 

Madde 23

  1. Taraf Devletler zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler.
  2. Taraf Devletler, özürlü çocukların özel bakımdan yararlanma hakkını tanırlar ve eldeki kaynakların yeterliliği ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve ana–babanın veya çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın yapılmasını teşvik ve taahhüt ederler.
  3. Özürlü çocuğun, özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2’nci fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun ana–babasının ya da çocuğa bakanların parasal (mali) durumları gözönüne alınarak, olanaklar ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder.
  4. Taraf Devletler, uluslararası işbirliği ruhu içinde, özürlü çocukların koruyucu sıhhi bakımı, tıbbi, psikolojik ve işlevsel tedavileri alanlarına ilişkin gerekli bilgilerin alışverişi yanında, rehabilitasyon, eğitim ve mesleki eğitim hizmetlerine ilişkin yöntemlerin bilgilerini de içerecek şekilde ve Taraf Devletlerin bu alanlardaki güçlerini, anlayışlarını geliştirmek ve deneyimlerini zenginleştirmek amacıyla bilgi dağıtımını ve bu bilgiden yararlanmayı teşvik ederler. Bu bakımdan, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri, özellikle gözönüne alınır.

 

Madde 24

  1. Taraf Devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar. Taraf Devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkından yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler.
  2. Taraf Devletler, bu hakkın tam olarak uygulanmasını takip ederler ve özellikle:
    1. Bebek ve çocuk ölüm oranlarının düşürülmesi;
    2. Bütün çocuklara gerekli tıbbi yardımın ve tıbbi bakımın; temel sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine önem verilerek sağlanması;
    3. Temel sağlık hizmetleri çerçevesinde ve başka olanakların yanısıra, kolayca bulunabilen tekniklerin kullanılması ve besleyici yiyecekler ve temiz içme suyu sağlanması yoluyla ve çevre kirlenmesinin tehlike ve zararlarını gözönüne alarak, hastalık ve yetersiz beslenmeye karşı mücadele edilmesi;
    4. Anneye doğum öncesi ve sonrası uygun bakımın sağlanması;
    5. Bütün toplum kesimlerinin özellikle ana–babalar ve çocukların, çocuk sağlığı ve beslenmesi, anne sütü ile beslenmenin yararları, toplum ve çevre sağlığı ve kazaların önlenmesi konusunda temel bilgileri elde etmeleri ve bu bilgileri kullanmalarına yardımcı olunması;
    6. Koruyucu sağlık bakımlarının, ana–babaya rehberliğini, aile planlanması eğitimi ve hizmetlerinin geliştirilmesi; amaçlarıyla uygun önlemleri alırlar.
  3. Taraf Devletler, çocukların sağlığı için zararlı geleneksel uygulamaların kaldırılması amacıyla uygun ve etkili her türlü önlemi alırlar.
  4. Taraf Devletler, bu maddede tanınan hakkın tam olarak gerçekleştirilmesini tedricen sağlamak amacıyla uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi ve teşviki konusunda karşılıklı olarak söz verirler. Bu konuda gelişmekte olan ülkelerin

Madde 25

Taraf Devletler, yetkili makamlarca korunma ve bakım altına alma, bedensel ya da ruhsal tedavi amaçlarıyla hakkında bir yerleştirme tedbiri uygulanan çocuğun, gördüğü tedaviyi ve yerleştirilmesine bağlı diğer tüm şartları belli aralıklarla gözden geçirme hakkına sahip olduğunu kabul ederler.

 

Madde 26

  1. Taraf Devletler, her çocuğun, sosyal sigorta dahil, sosyal güvenlikten yararlanma hakkını tanır ve bu hakkın tam olarak gerçekleşmesini sağlamak için ulusal hukuklarına uygun, gerekli önlemleri alırlar.
  2. Sosyal Güvenlik, çocuğun ve çocuğun bakımından sorumlu olanların kaynakları ve koşulları gözönüne alınarak ve çocuk tarafından ya da onun adına yapılan sosyal güvenlikten yararlanma başvurusuna ilişkin başkaca durumlar da gözönünde tutularak sağlanır.

 

Madde 27

  1. Taraf Devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul ederler.
  2. Çocuğun gelişmesi için gerekli hayat şartlarının sağlanması sorumluluğu; sahip oldukları imkânlar ve mali güçleri çerçevesinde öncelikle çocuğun ana–babasına veya çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere düşer.
  3. Taraf Devletler, ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde, anababaya ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinim olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar.
  4. Taraf Devletler, Taraf Devlet ülkesinde veya başka ülkede bulunsun; ana–babası veya çocuğa karşı mali sorumluluğu bulunan diğer kişiler tarafından, çocuğun bakım giderlerinin karşılanmasını sağlamak amacıyla her türlü uygun önlemi alırlar. Özellikle çocuğa karşı mali sorumluluğu olan kişinin, çocuğun ülkesinden başka bir ülkede yaşaması halinde, Taraf Devletler bu konuya ilişkin uluslararası anlaşmalara katılmayı veya bu tür anlaşmalar akdinin yanısıra başkaca uygun düzenlemelerin yapılmasını teşvik ederler.

 

Madde 28

  1. Taraf Devletler, çocuğun eğitim hakkını kabul ederler ve bu hakkın fırsat eşitliği temeli üzerinde tedricen gerçekleştirilmesi görüşüyle özellikle:
    1. İlköğretimi herkes için zorunlu ve parasız hale getirirler;
    2. Ortaöğretim sistemlerinin genel olduğu kadar mesleki nitelikte de olmak üzere çeşitli biçimlerde örgütlenmesini teşvik ederler ve bunların tüm çocuklara açık olmasını sağlarlar ve gerekli durumlarda mali yardım yapılması ve öğretimi parasız kılmak gibi uygun önlemleri alırlar;
    3. Uygun bütün araçları kullanarak, yüksek öğretimi yetenekleri doğrultusunda herkese açık hale getirirler;
    4. Eğitim ve meslek seçimine ilişkin bilgi ve rehberliği bütün çocuklar için elde edilir hale getirirler;
    5. Okullarda düzenli biçimde devamın sağlanması ve okulu terketme oranlarının düşürülmesi için önlem alırlar.
  2. Taraf Devletler, okul disiplininin çocuğun insan olarak taşıdığı saygınlıkla bağdaşır biçimde ve bu Sözleşme’ye uygun olarak yürütülmesinin sağlanması amacıyla gerekli olan tüm önlemleri alırlar.
  3. Taraf Devletler eğitim alanında, özellikle cehaletin ve okuma yazma bilmemenin dünyadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve çağdaş eğitim yöntemlerine ve bilimsel ve teknik bilgilere sahip olunmasını kolaylaştırmak amacıyla uluslararası işbirliğini güçlendirir ve teşvik ederler. Bu konuda, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle gözönünde tutulur.

 

Madde 29

  1. Taraf Devletler çocuk eğitiminin aşağıdaki amaçlara yönelik olmasını kabul ederler:
    1. Çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve bedensel yeteneklerinin mümkün olduğunca geliştirilmesi;
    2. İnsan haklarına ve temel özgürlüklere, Birleşmiş Milletler Andlaşmasında benimsenen ilkelere saygısının geliştirilmesi;
    3. Çocuğun ana–babasına, kültürel kimliğine, dil ve değerlerine, çocuğun yaşadığı veya geldiği menşe ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden farklı uygarlıklara saygısının geliştirilmesi;
    4. Çocuğun, anlayışı, barış, hoşgörü, cinsler arası eşitlik ve ister etnik, ister ulusal, ister dini gruplardan, isterse yerli halktan olsun, tüm insanlar arasında dostluk ruhuyla, özgür bir toplumda, yaşantıyı, sorumlulukla üstlenecek şekilde hazırlanması;
    5. Doğal çevreye saygısının geliştirilmesi.
  2. Bu maddenin veya 28’inci maddenin hiçbir hükmü gerçek ve tüzel kişilerin öğretim kurumları kurmak ve yönetmek özgürlüğüne, bu maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen ilkelere saygı gösterilmesi ve bu kurumlarda yapılan eğitimin Devlet tarafından konulmuş olan asgari kurallara uygun olması koşuluyla, aykırı sayılacak biçimde yorumlanmayacaktır.

Madde 30

Soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların varolduğu Devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait olduğu azınlık topluluğunun diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz.

 

Madde 31

  1. Taraf Devletler çocuğun dinlenme, boş zaman değerlendirme, oynama ve yaşına uygun eğlence (etkinliklerinde) bulunma ve kültürel ve sanatsal yaşama serbestçe katılma hakkını tanırlar.
  2. Taraf Devletler, çocuğun kültürel ve sanatsal yaşama tam olarak katılma hakkını saygı duyarak tanırlar ve özendirirler ve çocuklar için, boş zamanı değerlendirmeye, dinlenmeye, sanata ve kültüre ilişkin (etkinlikler) konusunda uygun ve eşit fırsatların sağlanmasını teşvik ederler.

 

Madde 32

  1. Taraf Devletler, çocuğun, ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma hakkını kabul ederler.
  2. Taraf Devletler, bu maddenin uygulamaya konulmasını sağlamak için yasal, idari, toplumsal ve eğitsel her önlemi alırlar. Bu amaçlar ve öteki uluslararası belgelerin ilgili hükümleri gözönünde tutularak, Taraf Devletler özellikle şu önlemleri alırlar:
    1. İşe kabul için bir ya da birden çok asgari yaş sınırı tesbit ederler;
    2. Çalışmanın saat olarak süresi ve koşullarına ilişkin uygun düzenlemeleri yaparlar.
    3. Bu maddenin etkili biçimde uygulanmasını sağlamak için ceza veya başka uygun yaptırımlar öngörürler.

 

Madde 33

Taraf Devletler, çocukların uluslararası anlaşmalarda tanımladığı biçimde uyuşturucu ve psikotrop maddelerin yasadışı kullanımına karşı korunması ve çocukların bu tür maddelerin yasadışı üretimi ve kaçakçılığı alanında kullanılmasını önlemek amacıyla, yasal, sosyal ve eğitsel niteliktekiler de dahil olmak üzere, her türlü uygun önlemleri alırlar.

 

Madde 34

Taraf Devletler, çocuğu, her türlü cinsel sömürüye ve cinsel suistimale karşı koruma güvencesi verirler. Bu amaçla Taraf Devletler özellikle:

  1. Çocuğun yasadışı bir cinsel faaliyete girişmek üzere kandırılması veya zorlanmasını;
  2. Çocukların, fuhuş, ya da diğer yasadışı cinsel faaliyette bulundurularak sömürülmesini;
  3. Çocukların pornografik nitelikli gösterilerde ve malzemede kullanılarak sömürülmesini,

önlemek amacıyla ulusal düzeyde ve ikili ile çok taraflı ilişkilerde gerekli her türlü önlemi alırlar.

 

Madde 35

Taraf Devletler, her ne nedenle ve hangi biçimde olursa olsun, çocukların kaçırılmaları, satılmaları veya fuhuşa konu olmalarını önlemek için ulusal düzeyde ve ikili ve çok yanlı ilişkilerde gereken her türlü önlemleri alırlar.

 

Madde 36

Taraf Devletler, esenliğine herhangi bir biçimde zarar verebilecek başka her türlü sömürüye karşı çocuğu korurlar.

 

Madde 37

Taraf Devletler aşağıdaki hususları sağlarlar:

  1. Hiçbir çocuk, işkence veya diğer zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve cezaya tâbi tutulmayacaktır. Onsekiz yaşından küçük olanlara, işledikleri suçlar nedeniyle idam cezası verilemiyeceği gibi salıverilme koşulu bulunmayan ömür boyu hapis cezası da verilmeyecektir.
  2. Hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır.
  3. Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuğa insancıl biçimde ve insan kişiliğinin özünde bulunan saygınlık ve kendi yaşındaki kişilerin gereksinimleri gözönünde tutularak davranılacaktır. Özgürlüğünden yoksun olan her çocuk, kendi yüksek yararı aksini gerektirmedikçe, özellikle yetişkinlerden ayrı tutulacak ve olağanüstü durumlar dışında ailesi ile yazışma ve görüşme yoluyla ilişki kurma hakkına sahip olacaktır.
  4. Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuk, kısa zamanda yasal ve uygun olan diğer yardımlardan yararlanma hakkına sahip olacağı gibi özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yasaya aykırılığını bir mahkeme veya diğer yetkili, bağımsız ve tarafsız makam önünde iddia etme ve böylesi bir işlemle ilgili olarak ivedi karar verilmesini isteme hakkına da sahip olacaktır.

 

Madde 38

  1. Taraf Devletler, silahlı çatışma halinde kendilerine uygulanabilir olan uluslararası hukukun, çocukları da kapsayan insani kurallarına uymak ve uyulmasını sağlamak yükümlülüğünü üstlenirler.
  2. Taraf Devletler, onbeş yaşından küçüklerin çatışmalara doğrudan katılmaması için uygun olan bütün önlemleri alırlar.
  3. Taraf Devletler, özellikle onbeş yaşına gelmemiş çocukları askere almaktan kaçınırlar. Taraf Devletler, onbeş ile onsekiz yaş arasındaki çocukların silah altına alınmaları gereken durumlarda, önceliği yaşça büyük olanlara vermek için çaba gösterirler.
  4. Silahlı çatışmalarda sivil halkın korunmasına ilişkin uluslararası insani hukuk kuralları tarafından öngörülen yükümlülüklerine uygun olarak, Taraf Devletler, silahlı çatışmadan etkilenen çocuklara koruma ve bakım sağlamak amacıyla mümkün olan her türlü önlemi alırlar.

 

Madde 39

Taraf Devletler, her türlü ihmal, sömürü ya da suistimal, işkence ya da her türlü zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da ceza uygulaması ya da silahlı çatışma mağduru olan bir çocuğun, bedensel ve ruhsal bakımdan sağlığına yeniden kavuşması ve yeniden toplumla bütünleşebilmesini temin için uygun olan tüm önlemleri alırlar. Bu tür sağlığa kavuşturma ve toplumla bütünleştirme, çocuğun sağlığını, özgüvenini ve saygınlığını geliştirici bir ortamda gerçekleştirilir.

 

Madde 40

  1. Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlâl ettiği iddia edilen ve bu nedenle itham edilen ya da ihlâl ettiği kabul edilen her çocuğun; çocuğun yaşı ve yeniden topluma kazandırılmasının ve toplumda yapıcı rol üstlenmesinin arzu edilir olduğu hususları gözönünde bulundurularak, taşıdığı saygınlık ve değer duygusunu geliştirecek ve başkalarının da insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygı duymasını pekiştirecek nitelikte muamele görme hakkını kabul ederler.
  2. Bu amaçla ve uluslararası belgelerin ilgili hükümleri göz-önünde tutularak Taraf Devletler özellikle, şunları sağlarlar:
    1. İşlendiği zaman ulusal ya da uluslararası hukukça yasaklanmamış bir eylem ya da ihmâl nedeniyle hiçbir çocuk hakkında ceza yasasını ihlâl ettiği iddiası ya da ithamı öne sürülemeyeceği gibi böyle bir ihlâlde bulunduğu da kabul edilmeyecektir.
    2. Hakkında ceza kanununu ihlâl iddiası veya ithamı bulunan her çocuk aşağıdaki asgari güvencelere sahiptir:
      1. Haklarındaki suçlama yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılmak;
      2. Haklarındaki suçlamalardan kendilerinin hemen ve doğrudan doğruya; ya da uygun düşen durumlarda ana–babaları ya da yasal vasileri kanalı ile haberli kılınmak ve savunmalarının hazırlanıp sunulmasında gerekli yasal ya da uygun olan başka yardımdan yararlanmak;
      3. Yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde adli ya da başkaca uygun yardımdan yararlanarak ve özellikle çocuğun yaşı ve durumu gözönüne alınmak suretiyle kendisinin yüksek yararına aykırı olduğu saptanmadığı sürece, ana–babası veya yasal vasisi de hazır bulundurularak yasaya uygun biçimde adil bir duruşma ile konunun gecikmeksizin karara bağlanmasının sağlanması;
      4. Tanıklık etmek ya da suç ikrarında bulunmak için zorlanmamak; aleyhine olan tanıkları sorguya çekmek veya sorguya çekmiş olmak ve lehine olan tanıkların hazır bulunmasının ve sorgulanmasının eşit koşullarda sağlanması;
      5. Ceza yasasını ihlâl ettiği sonucuna varılması halinde, bu kararın ve bunun sonucu olarak alınan önlemlerin daha yüksek yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde yasaya uygun olarak incelenmesi;
      6. Kullanılan dili anlamaması veya konuşamaması halinde çocuğun parasız çevirmen yardımından yararlanması;
      7. Kovuşturmanın her aşamasında özel hayatının gizliliğine tam saygı gösterilmesine hakkı olmak;
  3. Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlâl ettiği iddiası ileri sürülen, bununla itham edilen ya da ihlâl ettiği kabul olunan çocuk bakımından, yalnızca ona uygulanabilir yasaların, usullerin, onunla ilgili makam ve kuruluşların oluşturulmasını teşvik edecek ve özellikle şu konularda çaba göstereceklerdir:
    1. Ceza Yasasını ihlâl konusunda asgari bir yaş sınırı belirleyerek, bu yaş sınırının altındaki çocuğun ceza ehliyetinin olmadığının kabulü;
    2. Uygun bulunduğu ve istenilir olduğu takdirde, insan hakları ve yasal güvencelere tam saygı gösterilmesi koşulu ile bu tür çocuklar için adli kovuşturma olmaksızın önlemlerin alınması.
  4. Koruma tedbiri, yönlendirme ve gözetim kararları, danışmanlık, şartlı salıverme, bakım için yerleştirme, eğitim ve meslek öğretme programları ve diğer kurumsal bakım seçenekleri gibi çeşitli düzenlemelerin uygulanmasında, çocuklara durumları ve suçları ile orantılı ve kendi esenliklerine olacak biçimde muamele edilmesi sağlanacaktır.

 

Madde 41

Bu Sözleşme’de yeralan hiçbir husus, çocuk haklarının gerçekleştirilmesine daha çok yardımcı olan ve:

  1. Bir Taraf Devletin yasasında veya
  2. Bu Devlet bakımından yürürlükte olan uluslararası hukukta yeralan hükümleri etkilemeyecektir.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

21/4/2008 · Kategori: dinimiz islam

HANIMLARA ÖZEL DİNİ BİLGİLER

  • 01. Annesiz ve babasız olarak yaratılan kadın kimdir?
    01. Hz. Havva annemiz..
  • 02. Hz. İbrahim (a.s.)'in ilk hanımı kimdir?
    02. Hz. Sâre.
  • 03. Hz. İbrahim (a.s.) Sâre'den sonra kimi nikâhına almıştır?
    03. Hâcer validemizi.
  • 04. Hz. Hâcer kimin annesidir?
    04. Hz. İsmail'in.
  • 05. Hz. Sâre, yaşlılık döneminde kimi doğurmuştur?
    05. Hz. İshak'ı.
  • 06. Hz. Asiye kimin hanımıydı?
    06. Fir'avun'un.
  • 07. Hangi peygamberlerin hanımları kendilerine iman etmemiştir?
    07. Hz. Nuh veHz. Lüt'un.
  • 08. Hz. Meryem'in anne ve babasının isimleri?
    08. Annesi Hanne, babası İmran.
  • 09. Hz. Meryem, hangi peygamberi babasız olarak dünyaya getirmiştir?
    09. Hz. İsa'yı
  • 10. Peygamber olmadığı halde, Hz. Cebrail ile konuşma şerefine nail olan kadın kimdir?
    10. Hz. Meryem.
  • 11. Hz. Meryem'in teyzesi kimdi?
    11. Hz. Zekerriya'nın hanımı, Hz. Yahya'nın annesi İşa.
  • 12. Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen tek kadın kimdir?
    12. Hz. Meryem.
  • 13. Peygamberimiz (s.a.v.) „Dünya kadınlarının efendisi dört kadındır“ buyurmuştur. Kimdir bu kadınlar?
    13. Meryem, Asiye, Hatice ve Fatıma.
  • 14. Onbeş yıl peygamberlikten önce, on yıl da peygamberlikten sonra olmak üzere Rasülullah (s.a.v.) ile
          yirmi beş yıl süren bir evlilik yaşayan validemiz kimdir?
    14. Hz. Hatice (r.anha) validemiz.
  • 15. Hz. Hatice validemiz Peygamberimizle evlendiğinde kaç yaşında idi?
    15. Kırk yaşındaydı.
  • 16. Rasülullah (s.a.v.)'ın, İbrahim dışındaki tüm çocuklarının annesi kimdir?
    16. Hz. Hatice (r.anha) validemiz.
  • 17. Hz. Peygamber (s.a.v.) efendimiz  Hz. Hatice’nin vefatından sonra kiminle evlenmiştir?
    17. Abdişemsoğullar kabilesinden, yaşlı ve dul bir hanım olan SEVDE (r.anha) ile evlenmiştir.
  • 18. Hz. Sevde (r.anha) annemiz, Rasülullah (s.a.v.) ile kaç sene evli kaldı?
    18. Hz. Sevde (r.anha), validemiz, hicretin birinci yılında vefat edinceye kadar, 
          beş sene Peygamberimizle birlikte yaşadılar.
  • 19. Sevde’den sonra Peygamberimiz kendisiyle evlenmiştir. Babası Hz. Ebubekir (r.a.) dır. 
          Fıkıhta, ilimde, tıpta, şiir’de ve etkili hitabette ondan daha ileride bir kadın görülmemiştir. 
          Ramazan ve Kurban bayramları hariç tüm yılı oruçlu olarak geçiren, hicri 58 yılında, 
          Ramazan ayında 68 vefat eden bu hanımı tanıyor musunuz?
    19. Hz. Aişe (r.anha) validemiz.
  • 20. Hz.Aişe ile evlendiğinde Peygamberimiz kaç yaşındaydı?
    20. 53 yaşındaydı.
  • 21. Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Aişe (r.a.)'den sonra kiminle, ne zaman evlendi?
    21. Hz. Ömer (r.a.)'in kızı Hafsa (r.anha) ile
  • 22. Bu evlilik, ne zaman yapılmıştı?
    22. Hz. Peygamber (s.a.v.) Hafsa validemizi, kocası Huzafe Oğlu Huneys Bedir savaşında şehir düştükten sonra,
          hicretin üçüncü yılında nikahına almıştı.
  • 23. Hz. Peygamberimiz, Hafsa validemizden sonra, Bedir savaşında şehit düşen Haris oğlu Ubeyde'nin 60 yaşındaki
          dul hanımıyla evlenmişti. Bu hanım aynı savaşta büyük hizmetlerde bulunmuştu. "Yoksulların annesi" lakabıyla da
          anılan bu validemiz kimdir?
    23. Huzeyme kızı Zeyneb (r.anha)
  • 24. Kocası Ebu Seleme ile İslam uğruna Habeşiştan'a hicret etmiş, daha sonra onun Uhud savaşında şehit 
          düşmesinden sonra 44 yaşında dul kalmıştır. Allah Rasülü'nün beşinci eşi olan bu validemiz tanıyor musunuz?
    24. Ümmü Seleme (r.anha).
  • 25. Hz. Peygamber'in halasının kızıdır. Rasülullah (s.a.v.), Ümmü Seleme'den sonra kendisiyle evlenmiştir.
          Bu nikahla ilgili olarak ayet nazil olmuştur. Kimdir bu cömertliği ile de ünlü olan ve Peygamberimize vefatından
          sonra hanımları içinde en önce kavuşan müminlerin annesi?
    25. Cahş kızı Zeyneb (r.anha).
  • 26. Hz. Peygamber (s.a.v.) kaç yıl tek eşle yaşamıştır?
    26. 25 yaşından 53 yaşına kadar 28 yıl tek eşle yaşamıştır.
  • 27. Tanınmış bir kafir olan Safyan oğlu Musafi'nin eşiydi. Kocası, Müreysi, savaşında öldürüldü, kendisi ise esir
          edildi. Savaş esiri demek cariye ya da köle demekti. Peygamberimiz (s.a.v.) esir kadınlarla hür kadınların eşit
          olduğunu bir kez daha göstermek için kendisiyle evlendi. Bu evliliğin sonucu olarak bütün esirler serbest
          bırakıldı. Müminlerin bu annesi kimdir?
    27. Haris Kızı Cüveyriye (r.anha).
  • 28. İslam dini bu eşitliği daha önce hangi evlenme olayı ile açıklanmıştı? 
    28. Peygamberimizin Cahş kızı Zeyneb (r.anha)'i Zeyd (r.a.) ile evlendirişiyle.
  • 29. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in kaç halası vardı? 
    29. Altı halası vardı: Beyda Ümmühakim, burre, Atike, Safiye, Erva, Ümeyye.
  • 30. Annesi, Bedir savaşında Vahşi'ye Hz. Hamza (r.a.)'yı öldürten Hind'tir. Kocası Ubeydullah ile beraber
          müslüman olmuş, Habeşiştan'a hicret etmiştir. Kocasının, dininden dönmesi üzerine kendisinden ayrılmış,
          Medine'ye dönüşünden sonra da, Hz. Peygamber (s.a.v.) ile 55 yaşında evlenmiştir. Kendisi ziyarete gelen
          Babası Ebu Süfyan'ın Peygamber'in döşeğinde uzanıp dinlenmesine, "Hayır sen oraya layık değilsin, sen
          müşriksin, müşrikler pistirler" diyerek izin vermeyen bu hanımı, müminlerin bu annesini tanıyor musunuz?
    30. Ümmü Habibe (r.anha).
  • 31. Ümmü Habibe ile Peygamberimiz (s.a.v.)'in nikahı nerede ve kimin tarafından kıyılmıştır?
    31. Habeşiştan'da kral NECAŞİ tarafından.
  • 32. Kabilesi Yahudi idi. Hayber savaşında kocası Kinâne öldürülmüş, kendisi esir alınmıştı. Peygamberimiz onu azat
          etti ve kendisine; "istersen özgür bir kadın olarak kavmine dönebilir, istersen müslüman olarak bana eş olabilirsin"
          demiş, o da müslümanlığı ve Peygamber'e eş olmayı seçmiştir. Eskiden Yahudi  olması nedeniyle bir ara,
          Peygamberimizin diğer eşleri tarafından küçümsendiği duygusuna kapıldı, çok üzüldü, çok ağladı.
          Durumu Rasülullah (s.a.v.)'a üzüntüyle bildirdi. Peygamberimiz ise onun bu hüznünü şu sözlerle dindirdi:
          Sen o kadınlara; "Benden daha hayırlı ve üstün olduğunuzu nasıl söylüyorsunuz? Benim eşim Muhammed (s.a.v.),
          atam Hârun (a.s.), amcam da Musa (a.s.)'dır, deseydin ya!", Kimdir bu müminlerin annesi?
    32. Safiyye (r.anha).
  • 33. Hz. Peygamber (s.a.v.) ile son evlenen hanımdır. İslam tarihinde savaşanlara yardım etmek amacıyla kadınlardan bir
          bölük kurarak kurarak bu bölüğün başına geçen ilk kadındır. Tebük savaşında yaralandı. Kütübü Sitte'de
          kendisinden rivayet edilen 46 hadis vardır. Kimdir bu annemiz?
    33. Hâris kızı Meymune (r.anha)
  • 34. Hz. Osman ile evlenmiş olan Peygamberimizin kızları Rukiyye ve Ümmü Kulsum daha önce kimlerle evliydiler? 
    34. Rukiyye, Ebu Leheb'in oğlu Utbe; Ümmü Kulsum ise Ebu Leheb'in diğer oğlu Uteybe ile evliydiler.
          İslam gündeme gelince, ayrılıp baba evine döndüler.
  • 35. Peygamberimiz (s.a.v.)'in son ve dördüncü kızıdır. Hz. Peygamber'e peygamberlik gelmeden beş sene önce dünyaya
          gelmiştir. Her haliyle, oturuşu, kalkışı, sözü ve tavrıyla o kadar Hz. Rasülullah (s.a.v.)'a benziyordu ki ona "Ümmü
          Ebiha" yani "Babasının annesi" denmiştir.
          "Eşrefünnisa" yani "kadınların hanımefendisi"; "Zehra" yani "saf ve parlak yüzlü"; "Betül" yani "İffetli" ifadeleriyle de
          anılmıştır. Peygamberimiz (s.a.v.)'in vefatından sonra ailesinden ona ilk kavuşandı. Biliyor musunuz kimdir?
    35. Peygamberimiz (s.a.v.)'in sevgili kızı Hz. Fatıma (r.anha)'dan başkası değildi.
  • 36. Hz. Peygamberimiz (s.a.v.)'in oğlu İbrahim kaç yaşında vefat etmiştir?
    36. Onsekiz aylıkken.
  • 37. Rasülullah (s.a.)'ın Medine'ye gidişinden sonra, Mekke'de ana babasının himayesinden çıkıp, müslüman olarak
          Medine'ye ilk hicret eden kadındır. Ummu Seleme (r.anha) onu sevinçle karşılamış ve: "Allah'a hicret ettin ha?
          Rasülullah (s.a.v.) tarafına göctün ha? diye, sevinçle bağırmıştı. Kimdi bu sahabi hanım?
    37. Ümmü Kulsum (r.anha).
  • 38. Hz. Ali (r.a.)'nin annesidir. Vefat etttiğinde, Peygamberimiz (s.a.v.) kendi gömleğini çıkarıp, ona kefen yapmıştır.
          Kimdir?
    38. Esed kızı Fatıma (r.anha).
  • 39. Kâfirler kızgın güneş altında su vermeyerek işkence ederken, Allah'ın gökten kendisine su indirdiği, bunun üzerine
          işkence yapanların müslüman olduğu sahabi hanım kimdir?
    39. Ümmü Şerik El-Esediyye (r.anha).
  • 40. İkinci Akabe Biatı'nda Medine'yi temsil eden 73 erkek müslüman yanında bulunan iki kadından biriydi. Uhud harbi,
          Hudeybiye antlaşması, Hayber, Huneyn ve Yemane savaşlarına katılmış, Uhud savaşında müslümanların bozguna
          uğradıkları sırada vücudu kanlar içinde, elinde kılıcı, kocası ve iki oğluyla Peygamber (s.a.v.)'e kalkan olmuştur.
          Müseylemetü'l-Kezzab'a karşı verilen Yemane savaşında ise oniki yerinden yaralanmış ve bir kolunu kaybetmiş ve
          oğlu Habib'i şehit vermiştir. Bu sahabi hanım kimdir?
    40. Künyesi Ümmü Umare, asıl adı Nesibe Bt. Ka'b. (R.anha).
  • 41. Bu biate katılan ikinci sahabi hanım kimdir? 
    41. Esma Bt. Amr (r.anha).
  • 42. Birinci Akabe Biatı'na katılan kadın sahabinin adı?
    42. Ubeyd b. Sa'lebe'nin kızı Afra.
  • 43. Enes b. Malik'in annesi olan sahabi hanımlardan Rumeysa (r.anha)'nın diğer adı nedir?
    43. Ümmü Süleym (r.anha).
  • 44. Henüz müslüman olmamış olan Ebu Talha kendisine evlenme teklif ettiğinde Ümmü Süleym ne demiştir?
    44. "Ey Ebu Talha, sen reddedilmeyecek birisin. Ancak kafirsin. Ben ise müslüman bir kadınım. Bu nedenle seninle
          evlenem!"
  • 45. Ebu Talha'nın "Mehrin nedir?" sorusunu Ümmü Süleym nasıl cevaplandırmıştır? 
    45. "Altın ve gümüş değil, senden sadece müslüman olmanı isterim, benim mehrim İSLAM'dır."
  • 46. Bu sahabi hanım hakkında Peygamberimiz ne buyurmuştur?
    46. "Gördüm ki, cennete girmişim; önümde bir ayak sesi, bir de baktım ki RUMEYSA!"
  • 47. Rasülullah (s.a.v.)'ın halasıdır. Kardeşi Hz. Hamza; oğlu, Zubeyr b. el-Avvam'dır. Uhud savaşında müslümanlara
          su taşıyan, Hz. Peygamber (s.a.v.)'i yalnız kalmış görünce su tulumunu fırlatıp savaş alanına atılıp Resulullah (s.a.v.)'ı
          savunan, kardeşi Hamza'nın parçalanmış vücudu başında, "Vallahi sabredeceğim, bunlar Allah yolunda oldu"
          diyen sahabi hanım kimdir?
    47. Abdülmuttalib kızı Safiyye (r.anha).
  • 48. Çocukluğunda Hz. Peygamber (s.a.v.)'in dadılığını yaptı. Usame (r.a.)'nin annesidir. Yürüyerek hicret etti.
          Hz. Peygamber'in vefatından sonra Hz. Ömer (r.a.) kendisini ziyarete geldiklerinde ağlamaya başlar ve "Artık bize
          gökten haber gelmeyecek!" derdi. Kimdi, tanıyor musunuz?
    48. Ümmü Eymen (r.anha).
  • 49. Peygamberimiz (s.a.v.)'in en büyük kızı kimdi?
    49. Zeyneb (r.anha).
  • 50. Peygamberimiz (s.a.v.)'in kızı Zeyneb kiminle evliydi?
    50. Teyzesi Hale'nin oğlu Ebu'l As B. Rebi ile.
  • 51. Hz. Peygamber (s.a.v.) Medine'ye hicret ettiğinde, Zeyneb neden Mekke'de bekliyordu?
    51. Kendisine iyi davranan, fakat henüz iman etmemiş olan kocasının İslamı kabülünü.
  • 52. Ebu'l-As, hangi olay üzerine Zeyneb'i Medine'ye gönderdi? 
    52. Ebu'l-As, Bedir harbinde müslümanların eline esir düşmüş ve Hz. Peygamber tarafından fidye alınmaksızın
          Zeyneb'i Medineye göndermek üzere serbest bırakılmıştı.
  • 53. Ebu'l-As, ne zaman müslüman oldu?
    53. Hicretin 7. yılında. Bunun üzerine Hz. Peygamber Zeyneb'i ona geri vermişti.
  • 54. Nifas (lohusalık) nedir?
    54. Çocuk doğduğunda, rahimden gelen kandır.
  • 55. Lohusalığın müddeti en çok kaç gündür?
    55. 40 gündür.
  • 56. Lohusalıkta kılınamayan namazların sonradan iadesi gerekir mi?
    56. Gerekmez.
  • 57. İstihaza (Özür kanı) nedir?
    57. İstihaze, ay hali ve lohusalık zamanları dışında rahimden kan gelmesi halidir.
  • 58. İstihaze, kadını namazdan, oruçtan, ay hali ve lohusalıkta yapılamayan diğer şeylerden alıkoyar mı?
    58. Hayır, alıkoymaz.
  • 59. Doğum yapan bir kadının 40 günden önce lohusalığı bitse ne yapar?
    59. Yıkanır, namazını kılar, ramazansa oruç tutar.
  • 60. Hanımlarda aybaşı müddeti kaç gündür?
    60. 3 günle 10 gün arasında değişir.
  • 61. Kanama 10 günden fazla olursa hükmü nedir?
    61. 10'uncu günden sonrası aybaşı sayılmaz.
  • 62. Hayızlı (ay halinde) bir hanım neler yapamaz?
    62. Hayız halinde namaz kılamaz, oruç tutamaz, mescide giremez, Kur'an okuyamaz ve ona el süremez.
          Kabe'yi tavaf edemez ve eşi ile cinsel ilişkide bulunamaz.
  • 63. Hayız olan kadın, tutamadığı oruç ve kılamadığı namazların sonradan kazasını yapar mı?
    63. Orucunun kazasını yapar fakat namazının kazasını yapmaz.
  • 64. Lohusalıkta yapılamayan işler nelerdir?
    64. Hayız halinde yapılamayan şeyler, lohusalıkta da yapılamaz.
  • 65. Gusül abdesti alırken kadının örülmüş saçlarını çözerek, saçının tümünü ıslatması gerekir mi?
    65. Gerekmez. Saç diplerini ıslatması yeterlidir.
  • 66. Ojeli tırnaklarıyla yıkansa, kadının abdesti sahih olur mu ? 
    66. Su tırnakla temas etmeyeceği için sahih olmaz. 
  • 67. Evli bir hanım hayız bitiminden sonra eşiyle cinsel birliktelik için ne yapması gerekir?
    67. Yıkanması gerekir.
  • 68. Aybaşı görecek çağa gelen bir genç kız, ilk olarak kanamayı görünce ne yapar?
    68. Namazını bırakır, oruçlu ise orucunu bozar ve aybaşı günlerindeki yasaklara uyar. Şayet bu kanama 3 günden
          az olursa, bunun aybaşı hali olmadığı anlaşılır. Bu durumda, bırakılan namazlar ve tutulmayan oruçlar kaza edilir.
  • 69. Aybaşılı bir kadın, hangi ibadetleri yapabilir?
    69. Dua edebilir, dua ayetlerini ezberden okuyabilir. Salavatı şerife getirebilir. Radyodan, TV'den ya da (cami dışında)
          bir başkasından Kur'an dinleyebilir.
  • 70. Temiz olarak yatan bir kadın, uyandığı zaman aybaşı olduğunu anlarsa, ne zamandan itibaren aybaşılı sayılır?
    70. Uyandığı andan itibaren aybaşılı sayılır. Bu nedenle, yatmadan önce geçirdiği namaz varsa kaza eder.
  • 71. Aybaşılı bir kadın, yatıp uyandığında, kanın kesildiğini anlamış bulunursa aybaşı hali ne zaman sonra ermiş sayılır?
    71. Uyuduğu andan itibaren aybaşı hali sonra ermiş sayılır. Bu nedenle, bu süre içinde geçirdiği namaz varsa kaza eder.
  • 72. Müslüman bir hanım, müslüman olmayan bir erkekle evlenebilirmi?
    72. Evlenemez. 
  • 73. "İman edinceye kadar müşrike kadınlarla evlenmeyiniz" hangi ayetin mealidir.
    73. Bakara Suresi'nin 221 ayeti'nin.
  • 74. Müslüman bir hanım koku sürünüp sokağa çıkabilir mi? 
    74. Çıkamaz.
  • 75. "Rasüle itaat eden, Allah'a itaat etmiş olur" hangi ayetin açıklamasıdır?
    75. Nisa süresinin 80. ayetinin.
  • 76. Eş seçmede tercih unsuru nedir? 
    76. Dindarlık.
  • 77. Adetli iken dini nikah kıyılabilir mi?
    77. Kıyılır.
  • 78. Koğuculuk yapanlar (insanların arasını bozmak için laf taşıyanlar) nereye giremezler? 
    78. Cennet'e.
  • 79. Çocuğu zararlı örneklerden korumak neden önemlidir? 
    79. Çocuk taklitçidir ve örnek onun için her şeydir. Çocuk, iyiliğe de, fenalığa da örneklerin etkisiyle atılır. Hareket haline
          gelmiş bir eylem, çocuğun zihnine bir kıvılcım gibi sıçrar. Zararlı örnekler, çocuğun iyilii seçmesini engeller. Binbir
          olumsuz etki, kalbine zalim darbelerle iner. Her an  karşısına çıkan sefil, iğrenç sahneler, onun zayıf zihnine, hayatın en
          doğal gereğiymiş gibi siner. 
          BİR   ÇAĞRIŞIM,  BİR   HATIRLATMADIR   ÖRNEK. 
          KONUŞAN,   EMREDEN,   HÜKMEDEN   BİR   SESTİR. 
          BU   DUYULMAYAN   SES:  “BENİ   İZLE,  SEN  DE 
          BENİM   GİBİ   YAP !”  DER...            'Kötü  örnekler  bir  kez  yolu  açarsa, tedbir  çaresiz  kalır'. 
  • 80. Küçük şeylere neden önem vermek gerekir?
    80. Çünkü küçük şeyler küçük kalmaz büyür, kaybımız ve kazancımız hep küçük şeyler yüzünden olur. Bir tek kırıcı sözle
          insan kedere sürüklenir; hep küçük nedenlerle yara alır içtenlik. Hassastır insan kalbi; dikkatli olunmazsa, bir gül bile
          incitir. Son anda dengeyi bozan, öfkeyi doğuran, olayı başlatan hep küçük şeylerdir. 
  • 81. Çocuk çeşitli konularda yalan söylediği veya kuşa ya da kediye taş attığı zaman anne ne yapmalıdır? 
    81. HAYIR! deyip, çocuğa yaptığı yanlışı anlatmalıdır anne. 
  • 82. Bir kişi bir gün Peygamberimize gelip, "Hangi sadakanın derecesi daha yüksektir? diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v.)
          ona ne cevap verdi?
    82. "Darlıkta az şeyden yapılan yardım" buyurdu.
  • 83. Günümüzde anne babanın çocuklarına karşı en büyük görevi nedir? 
    83. Çocuğu zararlı örneklerin, özellikle olumsuz televizyon programlarının, ayıp tanımayan etkisinden korumak; çocuklara
          bizzat örnek olmak ; islam büyüklerinin hayatlarından kesitler göstererek, onları iyiye, erdeme yönlendirmek; arkadaş
          seçiminde ona yardımcı olmak; Allah’ın varlığını ve yüceliğini, ihsanını anlatmak, Peygamber’i sevdirmek; “Helal” ve 
          haram” kavramlarıını vermek; “sorumluluk” bilincini işletmek; Onları  “Allah’a  hizmete coşkusuyla bezemek. 
  • 84. Çocuk eğitiminde en etkili yaş dönemi hangisidir? 
    84. 0-6 yaş dönemi.
  • 85. Gerçek yetim kimdir?
    85. Gerçek yetim, ana-babasının terbiyesinden yoksun kalan çocuktur. 
  • 86. Çocuğun doğumunun 7. Gününde ne yapılır? 
    86. Sağ kulağına ezan sol kulağına kamet okunur ve adı konulur, Akika’sı (şükür kurbanı) kesilir ve saçı traş edilir. 
  • 87. Tahnik nedir?
    87. Çocuk doğduktan bir süre sonra ağzına tatlı bir şey dokundurmaktır.
  • 88. Ana ile baba çocuğa isim koyma hususunda anlaşamadıklarında isim koyma hakkı kimindir?
    88. Babanındır.
  • 89. Çocukların kaç yaşında namaza alıştırılmaları ve yataklarının birbirinden ayrılmaları gerekir?
    89. 7 yaşında namaza alıştırılmaları, 10 yaşına girdiklerinde de yataklarının ayrılması gerekir. 
  • 90. Peygamberimizin (s.a.v.)’in kızı Hz. Fatıma’nın çehizi nelerdi? 
    90. Bir elbise, bir  gömlek, bir baş örtüsü, bir minder, biri ottan  öbürüde koyun yününden iki döşek, dışı deri içi ottan 
          dört yastık, bir yün örtü, bir hasır, bir el değirmeni, bakır bir leğen, deriden bir su kabı, bir süt bakracı, bir tas, 
          bir su tulumu, bir ibrik, bir  küp ve  bir testi. 
  • 91. Hz. Fatıma ile Hz. Ali evlendiklerinde kaç yaşlarında idiler? 
    91. Hz. Fatıma  18, Hz Ali ise 21  yaşında  idi. 
  • 92. Hz. Fatıma, yorgun ve zayıf düştüğü bir sırada, üstelik hamileyken, Peygamberimizden bir hizmetçi istediği zaman ne
          karşılık almıştı ? 
    92. “Kızım, Ehli Suffe  açlıktan iki büklümken sana bunu veremem.” 
  • 93. İsmi Hind olan kadın kimdir?
    93. Ebu Süfyan'ın karısıdır. Uhud, savaşında Vahşi'ye Hz. Hamza'yı öldürtüp çiğerini söktürmüştür.
  • 94. Mekke fethedildiğinde kendisi dahil kimseden intikam alınmadığını gören Hind ne demiştir?
    94. "Bu kadar da mı aldanmışız, gerçeği görememişiz" demiştir.
  • 95. Ebu Leheb ve karısı hakkında hangi süre nazil olmuştur?
    95. Leheb süresi.
  • 96. Kızı annesine "Hayır anne, süte su katamayız, Ömer görmese de Allah görür" diyordu. Bu sözleri duyan Hz. Ömer
          (r.a.) bu kızı oğlu Asım'a eş olarak almış, bu evlilikten bir kız dünyaya gelmişti. Bu kız da sonradan evlenecek ve
           adaletiyle ün salacak bir kişiyi doğuracaktır. Kimdir bu ünlü kişi?
    96. Emevi Halifesi Ömer B. Abdülaziz (r.a.).
  • 97. Ammar b. Yasir'in annesidir ve İslam'ın ilk kadın şehididir. Kimdir biliyor musunuz?
    97. Sümeyye (r.anha).
  • 98. Hz. Ali (r.a.)'in kızkardeşini tanıyor musunuz?
    98. Fatıma )r.anha).
  • 99. Hz. Ebubekir (r.a.)'in hanımının adı nedir?
    99. Ümmü Rumman (r.anha).
  • 100. Kadın veya koca, öldüklerinde birbirlerini yıkayabilirler mi? 
    100. İslam hukukuna göre kadın öldüğü andan itibaren nikahı düşer. Yani geçersiz olur. Bunun için de kocası kadını 
            yıkayamaz, kefenleyemez, kabre koyamaz, kısaca kadın için yabancı bir kimse gibi olur. 
  •         Ancak erkek ölürse kadının nikahı 130 gün devam eder. Bu süreye iddet denir. Bu yüzden de kadın kocasının
            ölümünden sonra 130 gün (üç defa hayiz görüp temizleninceye kadar) başkası ile nikahlanamaz. Kadının iddeti 
            (bekleme süresi) boşanmış ise 100 gün, kocanın ölümü halinde 130 gündür. Yani koca öldüğünde, nikah devam
            ettiğinden halen kadının kocasıdır. Bu yüzden de kocasını yıkayabilir, kefenleyebilir, defnedebilir. 
  • 101. Cünüp kimse ile, ay hali olan kimsenin ölüyü yıkamaları caiz midir?
    101. Evet, caizdir.
  • 102. Kadınlar cenazenin arkasından yürüyebilirlermi? 
    102. Caiz değildir.
  • 103. Ölen  birisi  için siyah elbise giymek ve kocası için üç günden fazla yas tutmak kadın için caiz midir?
    103. Caiz değildir.
  • 104. Taziye yapıldığında hangi sözlerle teselli verilir?
    104. Allah sabır veecir versin, hüküm Allah’ındır. Allah cennete kavuştursun, gibi sözlerle.
  • 105. Kadın, yanında kocası ya da bir mahremi olmadan hacca gidebilirmi ? 
    105. Gidemez.
  • 106. Kadınlar hacda ihrama nasıl girerler?
    106. Kendi elbiseleri içinde, sadece niyet ederek girerler. 
  • 107. Telbiye ne demektir? 
    107. Telbiye, şu sözleri söylemektir: Lebbeyk, Allahümme lebbeyk,  lebbeyle là şerike leke lebbeyk. 
            İnnelhamde venni’mete leke velmülk. La şerike lek. Türkçe meali: Allah’ım ! Emrine boyun eğdim, huzurundayım.
            şerikin yoktur. Davetine  içtenlikle uydum; asla şerikin yoktur. Muhakkak ki, hamd da bütün nimetler de, senindir. 
            Asla şerikin yoktur.” 
  • 108. İhrama girdikten sonra söylenecek "telbiye" cümlesini, kadınlar erkekler gibi yüksek sesle mi söylerler?
    108. Hayır. Yalnız kendilerinin duyabileceği kısık bir sesle.
  • 109. Kadın hacda ihramlı iken  koku ya da kına kullanabilir mi? 
    109. Kullanamaz.
  • 110. Zekat kimlere verilir? 
    110. Müslüman fakirler, dilenmeye muhtaç olan yoksullar, borçlu fakirler, yolda  kalan garipler, cihada katılmak isteyen
            yoksul mücahitler. 
  • 111. Zekat kimlere verilmez? 
    111. Ana, baba, dede ve  ninelere; oğul, kız ve torunlara; karı veya kocadan her biri diğerine; zekat vermekle yükümlü 
            olanlara; müslüman olmayan fakirlere; cami, mescid, çeşme ve benzerlerine yaptırmak ya donarmak için zekat 
            verilmez. 
  • 112. Zekatı kimlere vermek daha iyidir? 
    112. Zekatı önce muhtaç olan erkek ya da kız kardeşlere, sonra bunların çocuklarına, sonra amcalara, halalara, sonra 
            bunların çocuklarına, sonra  dayılara, teyzelere ve bunların çocuklarına, sonra da fakir komşulara vermek efdaldir. 
  • 113. En az ne kadar altına ya da altından yapılan süs eşyalarına zekat düşer?
    113. 80,18 gr. altına..
  • 114. En az ne kadar gümüşe zekat düşer?
    114. 561,3 gr. gümüşe.
  • 115. Elmas, inci, yakut, mercan gibi değerli taşlar için zekat vermek gerekir mi?
    115. Miktarı ne kadar olursa olsun zekat gerekmez.
  • 116. Verilecek zekat miktarı yüzde kaç olarak hesaplanır? 
    116. Yüzde iki buçuk, yani kırkta bir.
  • 117. Paranın zekatı nasıl hesaplanır? 
    117. Eldeki paranın miktarı, en az üzerinden 1 yıl  geçmek koşuluyla en az 80.18 gr. Altın ya da 561,3 gr. gümüş 
            değerinde ise bu paraya düşer ve kırkta biri zekat olarak verilir. 
  • 118. İnfak nedir?
    118. Allah'ın ihsan ettiği maldan O'nun rızası için ve O'nun razı olacağı yerlere harcamada bulunmaktır.
  • 119. Karı-kocanın birbirleri üzerindeki temel hakları nelerdir?
    119. Müslüman bir karı-kocanın birbirleri üzerindeki başlıca hakları: Allah için, yürekten birbirlerine bağlanmaları,
            kırıcı söz ve tavırlarla birbirlerini incitmemeleri, iffetlerini korumaları, hayat sınavında yardımlaşmaları.
  • 120. Kadın kocasının malı ile hayır yapabilir mi?
    120. Kocasının izni ile evet.
  • 121. Kadın hangi oruçlarını kocasının izni olmadan tutamaz?
    121. Nafile oruçlarını. Ancak, kocası başka yerde ise ya da hastaysa ondan izin almadan da oruç tutabilir.
  • 122. Hamile hanımın, cenine; ya da emzikle kadının, emzirdiği çocuğa zarar gelir endişesiyle oruç tutmaması caiz midir?
    122. Caizdir.
  • 123. Çocuk yaşta anne ve babanın kaybetmiş ve korumasız kalmıştır. Zalim biri tarafından yakalanmış, önce hizmetçi
            olarak çalıştırılmış, sonra köle olarak satılmıştır. Bu yıllarda isteği dışında çalgı ve eğlence hayatı gibi günahlara da
            bulaştırılmıştır. Sonradan geçirdiği hallerde büyük manevi dercelere ulaşmış ve azat edilmiştir. Bundan sonra şehrin
            yakınında bir dağa çekilmiş ve bir külübede hayatını sürdürmüştür. Süfyan-ı Sevri, Malik b. Dinar gibi devrin büyük
            zatları ondan öğüt almışlardır. Tasvvufta çığır açan bu veli kadın kimdir?
    123. Rabiatü'l-Adeviyye (r.anha).
  • 124. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in buyurduğuna göre işledediği günahlara tevbe ederek bir daha işlememeye söz veren
            kimsenin Allah katındaki durumu nedir?
    124. Hiç günah işlememiş gibi olur.
  • 125. Sabah kalkınca okunacak dua?
    125. Elhamdülillahi'llezi Ahyâna Ba'de mâ Emâtenâ ve İleyhi'l-Ba'sü ve'n-Nüşür.
            (Hamd olsun bizi öldükten sonra dirilten Allah'a! Öldükten sonra diriltmek O'na aittir).
  • 126. Evden nasıl çıkılır, hangi dua yapılır?
    126. Eş ve çocuklarla, hayırlar dileğiyle vedalaşıp helalleşilir ve "Bismillahi Tevekkeltu alellahi, velâ Havle velâ Kuvvete
            illâ Billah" duası okunur. (Allah'ın adıyla, Allah'a güvendim. Güç ve kuvvet ancak Allah'tandır).
  • 127. Gece yatağa girerken okunacak dua?
    127. Bismike'llahümme Ahyâ ve Emütu. (Allah'ım! Senin adını anacak yaşar ve ölürüm).
  • 128. Camiye girildiğinde okunacak dua?
    128. Bismillahi vesselâtü vesselâmü alâ Rasülillahi Allahümme İftah li Ebvâbe Rahmetik.
            (Allah'ın adıyla, salât ve selam Rasülullah'ın üzerine olsun. Allah'ım bana rahmet kapılarını aç!).
  • 129. Kadın, kimlerin  yanında  başını  açabilir ?
    129. Kocası, kendisinin ve kocasının babası, oğulları, kendi kardeşleri, kendi kardeşlerinin oğulları,
            kardeşlerinin  oğulları ve küçük  çocukların  yanında.
  • 130. Yanında başını açamıyacağı kimselerin dışındaki erkeklerle tokalaşması, bir müslüman hanım için caiz midir?
    130. Caiz değildir.
  • 131. Kadının  örtünmesi  Kur’an’da  hangi  ayetler  emrediyor?
    131. Ahzab suresi 33. ve 59. ayetler, Nur  suresi 31. ayet.
  • 132. Şöhret  ve  dikkat  çekmek  için  süslenmenin  dinimizce  hükmü  nedir?
    132. Haramdır.
  • 133. Kadın  kimin  için  süslenmelidir?
    133. Kocası için.
  • 134. Hicretin 2. yılında Yahudi bir kuyumcunun, dükkanına alış-veriş için gelen müslüman bir kadının örtüsünü zorla
            açması üzerine başlayan olayların sonucunda Hz. peygamber'in yahudilere karşı açmış olduğu savaşın adı nedir?
    134. Beni Kaynuka Savaşı.
  • 135. Kadının islami örtünüşü nasıldır?
    135. El, yüz ve topuklardan aşağısı hariç, tüm bedenin, hatlarının belli etmeyecek şekilde örtülmesidir.
  • 136. Hz. Abbas'ın hanımı ve Hz. Peygamber'in hanımlarından Meymune annemizin kızkardeşidir. İslam'ın yayılmasında
            büyük hizmetler verdi. Bu güzide hanım, biri meşhur bilgin İbni Abbas (r.a.) olmak üzere hayatlarını İslam'a adayan
            7 çocuğun da annesidir. Kimdir?
    136. Ümmü'l-Fadl (r.anha).
  • 137. Hz. Ebubekir zengin olduğu halde, kızı Esma'yı yoksul fakat müslüman bir gençle evlendirmişti. Kimdi bu genç?
    137. Zübeyr İbnu'l-Avvam.
  • 138. Zubeyr İbnu'l-Avvam için Rasülullah (s.a.v.) nu buyurmuştur?
    138. "Her peygamberin havarisi vardır. Benim havarim de Zübeyr'dir.
  • 139. Esma'ya neden "iki kemerli" lakabı verilmiştir?
    139. Hz. Peygamberle, Hz. Ebubekir'e hicret için hazırladığı yiyecek ve su tulumunu bağlayacak bir şey bulamadığında
            kemerini ikiye bölerek ip yapmıştı.
  • 140. Esma, oğlu Abdullah b. Zubeyr'i nerede doğurmuştur?
    140. Hicrette, Kuba'ya varıldığında. Muhacirlerin Medine'de doğan ilk çocuğu idi.
  • 141. Karı-kocanın birbirleri üzerindeki temel hakları nelerdir?
    141. Müslüman  bir karı-kocanın birbirleri üzerindeki başlıca hakları: Allah için, yürekten birbirlerine bağlanmaları,
            kırıcı söz ve tavırlarla birbirlerini incitmemeleri, iffetlerini korumalı, hayat sınavında yardımlaşmalar?.
  • 142. Kocasına karşı hangi tavırları, ailenin mutluluğunu artırıcıdır?
    142. Sabahları kocasını güler yüzle ve dualarla uğurlaması, akşamleyin de, güler yüzle ve “hoşgeldin”le karşılaması, paketi
            varsa elinden alması, sevinç ve üzüntüsünü paylaşması, yorgunsa dinlenmesini sağlaması, giyimine özen göstermesi.
  • 143. Erkekler ev içinde hanımlarının en çok hangi davranışlarından incinirler?
    143. Olumsuz ses tonuyla karşılık vermeleri, kolayca yerine getirilmeyecek bir şeyde ısrarlı olmaları.
  • 144. İçten gelmek ve Allah için olmak şartıyla insanların her fırsatta birbirlerine "Seni seviyorum" demesini 14 asır önce
            kimin tavsiye ettiğini biliyor musunuz?
    144. Hz. Peygamber (s.a.v.)
  • 145. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in bildirdiğine göre kadınların, kocalarının haklarına saygılı olmaları ve meşru isteklerini yerine
            getirmeleri hangi ibadetin karşılığıdır?
    145. Cihad ibadetinin.
  • 146. Bir kadının yabancı olsun tanıdık olsun bir erkeğe selam vermesi doğru mudur?
    146. Doğru değildir. Bir kadın ancak mahremlerine selam verebilir.
  • 147. Kadın, ezan okuyup, kamet getirebilirmi?
    147. Hayır.
  • 148. Abdestsiz olarak Kur’an-ı Kerim’i bir örtü ile tutmak caiz midir?
    148. Caizdir. 
  • 149. Kadın, ezan okuyup, kamet getirebilir mi? 
    149. Hayır.
  • 150. Hayızlı kadın tilavet secdesi yapabilir mi?
    150. Hayır yapamaz.

  • 151. Çocuğun ağlaması, susması ve vaktin gecikmesi halinde, kadın kucağında çocuğuyla namaz kılabilir mi?
    151. Kılabilir.
  • 152. Cünüp olarak yapılması haram olan şeyler nelerdir?
    152. Namaz kılmak, Tavaf yapmak, Kur'an'a dokunmak ya da taşımak, Kur'an okumak, mescide girmek.
  • 153. Nişanlıların, yanlarında bir yakını olmadan, başbaşa kalmaları caiz midir?
    153. Caiz değildir.
  • 154. Düğün gecesi def çalınabilir mi?
    154. Caizdir.
  • 155. Gelinle damat odalarına girdiklerinde ilk yapacakları şey nedir?
    155. İki rekat şükür namazı kılmak ve dua etmektir.
  • 156. Birlikte olmadan önce hangi dua okunur?
    156. Önce Besmele çekilir ve "Allahümme Cenniba'ş-Şeytâne mâ Razaktena" duası okunur.
            (Allah'ım! Şeytanı bizden ve bize lutfedeceğin çocuktan uzaklaştır).
  • 157. Rızası alınmadan bir genç kız evlendirilebilir mi?
    157. İslam buna izin vermez. 
  • 158. "Ahirette en çok huzur içinde olan, dünyada en çok düşünendir" sözünü kim söylemiştir?
    158. Hz. Peygamber (s.a.v.)
  • 159. Elinde kazma, kendisi için mezar kazmaya giden kimseye Hz. Ebubekir (r.a.) ne söylemiştir?
    159. "Kabri kendine hazırlama, kendini kabre hazırla!"
  • 160. "Firdevs cennetinde Peygamber ve sıddıklarla bir arada bulunmayı istiyorsun ama, buna karşılık, hangi ameli işledin?
            Hangi şehevi arzusu kırdın? 
            Hangi hiddetini yendin? 
            Sana gelmeyen hangi akrabana gittin? 
            Kardeşinin hangi kusurunu bağışladın? 
            Allah için nelerden uzaklaştın ve nelere yaklaştın?" sözünü kim söylemiştir?
    160. Fudayl B. İyad (r.a.).
  • 161. Kadının değerini ifade eden üç Hadis-i Şerif söyleyiniz?
    161. “Kadınlar  size  Allah’ın emanetidir.”, 
            ”Cennet annelerin ayakları altındadır”,
            "Dünya nimetlerinin en hayırlısı dindar kadındır."
  • 162. “Müminlerin Peygamberi  kendi  nefislerinden  çok  sevmeleri  gerekir..” hangi  ayetin mealidir?
    162. Ahzap suresi, 6 ayetin.
  • 163. Peygamber'i sevmenin değer ve ölçüsünü veren bir Hadis-i Şerif söyleyiniz.
    163. "Sizden biriniz, ben kendisine malından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevimli ve sevgili olmadıkça iman
            etmiş sayılmaz."
  • 164. Hangi Hadis-i Şerif, Cennet'e dilediği kapıdan girecek kadınları bildiriyor?
    164. "Kadın, beş vakit namazını kılar, yılda bir ay orucunu tutar, iffetini korur ve kocasına itaat ederse cennet kapılarının
            dilediğinden girsin."
  • 165. "Her yeni eskiyecek ve her şey son bulacaktır. Ben de öleceğim, fakat gam yemem, temiz bir çocuk doğurdum,
            dünyaya bir büyük hayır bırakıyorum." Bu sözleri kim, ne zaman söylemiştir?
    165. Rasülullah'ın annesi Hz. Amine, vefatından önce söylemiştir.
  • 166. Hz. Peygamber anıldığında ne yapılır? 
    166. Salavat getirilir. Yani en kısa şekliyle "Allahümme salli alâ Muhammed" denilir.
  • 167. Salavat getirerek neyi ifade etmiş oluruz?
    167. Hz. Peygamber (s.a.v.)'e olan sevgi ve bağlılığımızı.
  • 168. Sahabiler Peygamberimize sevgilerini nasıl dile getirirlerdi?
    168. Her fırsatta O'na "Anam-babam sana feda olsun, ya Rasulüllah" diyerek.
  • 169. Ebu Süfyan bu sevgi için ne demiştir?
    169. Hiç kimsenin böyle bir sevgiyle sevildiğini görmedim.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »